3 Mayıs 2013 Cuma

Vatikan'a Hayırlı Olsun...

Piazza San Pietro

Yani papaya hayırlı olsuna gittik. Dedik ki bizde böyle hacım bir elini öpelim dualarımızı edelim hayırlı olsun işin gücün rast gittin dedik ama ne olacak aması papanın acil bir işi çıkmış biz gelmeden 5 dakika önce çıkmış Vatikandan. Tabi hanımı bizi yalnız bırakmadı gelin sizi bir gezdireyim bizim soğuk bir ayranımızı için bilirsiniz Türkler gibi ayranda bizim milli içkimizdir demez mi duramadık tabi yok size zahmet olmasın biz bir turlayıp kaçalım Milano'da bekleyenlerimiz var ayıp olmasın dedik. Kıyamam yaşlı insanlara zahmet vermeye. “Temrini” metrodan kırmızı hatla “Ottoviano” durağında inince 250 metre sonra sağda kalıyor Vatikan müzesi “Musei Vaticani” çok para içine girmek birde dediğim gibi uçağımız var Milano'ya hemen pas geçtik dedim ki ben camilere 30 Euro bağış yapmadım buraya vermem o parayı. 
Palazzo di Guistizia
Piazza Cavour
Sonra direk kocaman bir bazilikaya ilerledik türlü türlü heykeller kocaman bir meydan sütunlar yani “San Pietro” Vatikan'a gidenler uğramalı zaten 1,5 Euro tren bileti her yere gidin gelin. Her zamanki fotoğraf sipiritüelimiz yaptıktan sonra “Castel Sant’ Angelo” ya uğradık burasıda bir kale müze 6 Euro girişi olması lazım yanlış bilgi vermek istemem ama kapıda yazıyor girmek isteyen ödesin. Sonrasında “Palazzo di Guistizia” buralarda birçok Afrikalı seyyar satıcı bulmak mümkün yani bizim Eminönü gibi. Normalde mağazalarda 5-6 Euro fiyat çekilen hediyeliklerden burada 2-3 pazarlıklar tanesini 1.75 den almanız mümkün. Kesin pazarlık yapın ve acıma yok arkanızdan koşup istediğiniz fiyatı verene kadar caymayın kesin koşuyorlar. Hediyelikleri alınca da “Piazza Cavour” da bir nefeslenip güneşin ve Vatikan tarafının tadını çıkarın. Ve dönüş “Lepanto” metro durağından şunu dicem ki Vatikan abartılmış bir yer ama uğramak lazım. 
San Pietro Bazilikası İçi
San Pietro Bazilikası İçi
Piazza San Pietro(San Pietro Meydanı)

Aşk Çeşmesi'nde Birkaç TÜRK

Fontana di Trevi

Türküz ya her yerde belli edeceğiz. Zevk almak için yaratılmışız resmen hayat bize güzel. Sanki göbek bağımızı milletçe keyif diyerek kesmişler. Hani gece planımız belliydi. “Fontana di Trevi” işte bu büyülü çeşme sadece aşk getirmiyor anlamış olduk. Mutluluk ve haz veriyor bize. Yine hostelimizden çıkmış Piazza Repubblica'yı geçip via Barberini aracılığıyla Aşk Çeşmesine gidiyorduk. Hava çok hoş bir tişört ve ince bir ceketle sokaklarda yürüyoruz. Temiz Akdeniz havasını solumanın mutluluğu içimize işlemiş. Özlemişiz memleketi ve bir ses;
+Gençler Roma HardRock kafe nerede kalıyor biliyor musunuz? Buralarda kalıyormuş diye duyduk da…
- Sessizlik… (5 saniye sonra) gülüşmeler ve yok bizde turistiz burada abi…

via Barberini
Birbirimize dönüp ne oldu diye bakarken Avrupa'da yada tatile geldiğimizde bir şehirde Türk görmenin mutluluğunu bünyemiz daha yeni sindirmeye başlamışken sorular yükselmeye başladı aramızda, bu neydi abi ya? Neredeyiz? Vs… Nasıl özlediysek Türk olsun çamurdan olsun dediysek artık herkes 32 diş, ağız kulaklara değmek için gayret bile sarf etmiyor değmiş hatta geçiyor. Ne mi oldu? Tatile gelmiş bebekli bir çift bize adres sordu. Almıştık biralarımızı, aşk çeşmesine gidiyorduk işte normal bir gece bizim için olağanüstü bir an oluverdi. Geçti bitti dedik yürümeye devam ettik. Aldığımız sandviçler ile biramızı aşk çeşmesine karşı oturup yiyip içecektik. 
Güzel bir yer aradık. Göbeğe oturup milletin fotoğraflarını mahvetmemek adına kenarda bir yer bulduk. Sandviç yiyoruz ama bira içmeye göt yemiyor. Nasıl bir baskı altında kaldıysak ülkemizde, mahalle baskısı işte, ne denir daha fazla; birbirimize bakıyoruz. Bira içsek ne olur? Ayıp olur mu? Yasak mı acaba? Gibi sorular gözlerde belirmişken, kaçak içelim ne olacak, gibi deli cesaretini etraftaki polislerin sıklığı durduruyordu. Gidip sorduk polise içebilir miyiz diye tabi cevabını alınca yükselen sesler…
Fontana di Trevi-İhsan Şen
Ne olacaktı ki burası Avrupa, adamlar sokakta sevişiyor bira mı açmamıza izin vermeyecekler. Yazması çok basit ama hisler çok zor. Kendime çok acıdım bu düşünceler yüzünden, birde emanet ettiğim adamlara çok küfür ettim. O anda keyif birası efkâr birası olmak üzereyken bir ses geldi gruptan, İhsan, kendisi ev arkadaşım, kan kardeşim, sınıf arkadaşım, her şey kısaca işte.
+Bu aile Türk gibi duruyor bizim pozların aynısı veriyorlar bak.(Ve daha cümlesi bitmemişti ki)
+İyi akşamlar gençler…
-Sessizlik…(2 saniye nede olsa alıştık hafiften) puahahahahaah ve yarılmaca...
Gülüşmeler devam ederken aramızda konuşmaya çalışıyoruz. Ne şans arkadaş ya bu akşam Türkler mi bastı burayı ne iş filan derken Türk aile ile aramızdaki boşluktan geçen bir genç grup içinden çıkan bir soruya cevap verdi
-Amma çok Türk var arkadaş İtalya'da…
+Burada herkes TÜRK!!! (ve koşarak uzaklaşır)
Kimdir nedir bilmiyoruz yüzünü görmedi kimse bir ruh muydu yoksa herkes mi hayal gördü aynı anda bilinmez ama Aşk Çeşmesi istila altındaydı. Avrupa’da Türk gören Türklerin şaşkınlığı… 

Gladyatörler Şehri; ROMA


Piazza Repubblica
Elinize roma haritasını alıp baktığınızda sokaktan çok tarihi eser görmek hiç şaşırtıcı olmadı benim için. O kadar çok yer var ki plan yapmak bir o kadar zorlaşıyor. Öncelikle tabanvay en güzel stil şehir gezmek için her köşesini öğreniyorsun bir daha gelsem kaybolmam demek için de çok faydalı ve Türkiye’deki gibi köşelerde bucaklarda herkesin bilmediği ama müthiş lezzetleri tatmak için bir fırsat daha yaratıyorsunuz kendinize. Hele ki İtalyan mutfağının tadılası lezzetlerinin kalbinde yer alıyorsanız. Roma, İtalya'nın başkenti ve gayet gelişmiş bir şehir
Piazza Navona
Piazza di Spagna

demek içten bile değil çünkü Türkiye'nin aynısı bir memleket Belçika'dan İtalya topraklarına inince o ege yâda Akdeniz havasını solumak bile insanı mutlu etmekten öteye geçiriyor. Bir ara ciğerlerimde orgazm yaşıyorum sandım hele o güneşin yakıcı etkisi yok mu nasıl özlemişim anlatamam. Yazımı döndükten 20 gün sonrasına bırakmama rağmen her anı yeniden yaşıyorum sanki. Buradan Roma'yı beğendiğimi değil de memleketimi nasıl özlediğimi anlamak hiç de zor olmasa gerek… Neyse duygusallığı bırakıp kırmızı-beyaz-yeşil renklerin bayrak olarak sallandığı şu topraklara dönelim. Uçağımızla Roma-Ciampino hava alanına indik. Ryanair’in politikası gereği genellikle şehir merkezinden uzakta kalan, alan vergisi düşük ve ufak havaalanlarını tercih etmesi gereği Roma'dan 1 saat uzaklıktaki bu yerde bulduk kendimizi. Önceden maps.google.com kullanarak sizde nereye ineceğinizi kontrol edin. Biz şehir dışında olduğunu öğrenince Ryanair in “sınırsız” hizmetlerinden birisi olan “Shuttle” biletlerimizi almıştık. Bu shuttle dedikleri dalga hava alanından şehir merkezine otobüs servisi oluyor Türkiye'de HABAŞ bunun bir örneği. Israrla tavsiye edilir saatlerce sıra beklemenize gerek kalmıyor. Vesaire vesaire azıcık da yaşayıp öğrenin. 
Fontana di Trevi
Şehir merkezinde Termini istasyonuna çok yakın bir yerde bir hostelde rezervasyon yaptırmıştık. Aldık çantamızı sırtımıza koyulduk yollara. Sora sora Bağdat bulunur hesabı. M&J Hostel. Odaları mükemmel lüks olmasa da çalışanlar acayip yardımsever ve en önemlisi İngilizce biliyorlar. İtalya’da İngilizce konuşan buldun mu bırakmayacaksın arkadaş. Samanlıkta iğne aramak gibi aynı Türkiye demiştim ya bizim gibi birde bırakmıyorlar
hani İtalyanca anlatmaya çalışıyorlar bir saat bırak ağabeycim de şansımızı başkasında deneyelim dimi yok olmaz illa anlatacak. Hostelin lokasyonu çok iyi demiştim ya sabah kalkıp her yere yürüyerek gidebileceğimizi öğrendik. Birde hostellerde beleş turist haritaları var bütün atraksiyonları görebiliyorsunuz. Bu hosteldeki çalışan Roma'yı koydu önümüze 3 tane döngü yaptı. Birinci gün, ikinci gün ve üçüncü gün. Tabi
Pantheon
bizim o kadar vaktimiz yok zaten akşamüstü varmışız şehre kendi planımızı yaptık. Geceleyin ışıklandırmaların en güzel gösterebileceği yerleri seçtik ve hostelimizde yemeğimizi yediğimiz gibi çıktık yollara. Bizde sokak adına bakıp adres bulmak işkence ama Avrupa'da çok basit yâda bana öyle geldi hafif yön önsezisi olan birisine verin haritayı yürüyün gitsin. Saat 21.00 civarı “Piazza Repubblica” ya gittik şehir göbeğinde güzel bir meydan havuzlu mavuzlu ışıklandırma harika foto çekilmek
Vittoriano
için ideal. Via Barberini den aşağı sallanın sapmadan yürüyün hem güzel mağazalar hem binalar ve birde meşhur İtalyan sokaklarını ve bir dolu vespa vs. motor görme fırsatı bulacaksınız. Gece vakti ziyaret edilmesi gereken yerlerden bir tanesi de “Fontana di Trevi” bunu biz “Aşk Çeşmesi” diye biliyoruz. Öğrendim ki attığınız paralar sadece aşk için dilenmiş dilek için olmalıymış. Birde şu var eğer dileğiniz
Vittoriano Görüşü
gerçekleşirse bir daha gelip bir para daha atmak lazımmış. Bak bak şu İtalyanlara adamlar yolu bulmuş. Eğlenceli bir tur oldu uçak yorgunluğunu atamadığımızdan geri döndük ancak ertesi gün bizi daha büyük bir fetih bekliyordu. Roma'yı yürüyerek göbeğini bağladık desek yalan olmaz. Ertesi gün yolculuk erken başladı “Piazza di Spagna” İspanyol Merdivenleri, “Piazza del Popolo”, “Ara Pacis”, derken öğlen oldu bile karnımız açıktı. Kafelerin olduğu yerlere doğru akmaya başladık. “Piazza Navona” ve “Pantheon” çok hoş yerler İzmir'den örnek
Colosseo
verecek olursak Bornova Küçük Park'a benzeyen bir ortam yada KSK Bostanlı ve çok hoş görülesi yerler. Sonrasında “Piazza di Pietra” yaptık turu tamamlamaya başlamıştık ki rehberin ikinci gün için çizdiği yörüngeye en yakın yere gelmişken ikinci döngüye zıpladık nede olsa zaman kısıtlı yürü Abbas… Bu yörünge tarihi roma olarak geçiyor. Antik Roma hakkında ne duyduysanız burada. Güzelliği de var hani düşman çatlatacak yerler.
Tiramisu-Cappuccino
Quattro Fontane
“Vittoriano” ile    başladık bembeyaz kocaman bir yapı hem şehri görmek için hem içini gezmeye değer. Ve “Campidoglio”, “Arcodi Giano”,”Bocca della Verita” “Circo Massimo” buraları yazmak kadar yürümek de uzun sürüyor. Her bölgenin anısını anlatmak bana göre değil araştırın bulun arkadaş ama gelip de görün Roma benim favorim ve daha bunu “Coloseo” yani Kollezyum’a gelmeden söylüyorum. Burada bir ek bilgi “Palatino+Foro Romano+Coloseo” üçlüsü 12 Euro. Ve gezmek için 2 gün vaktiniz var tek biletle. Buna fazla demeyiniz biz öyle dedik ve yanıldık. Çünkü geri kalan her yer ücretsiz. Bunun eksikliğini diğer ülkeleri gezince anladık. Cami gezmediğim kadar kilise katedral gezdim desem yalan olmaz ama adamaların her şeyi bunlar turu bitirme vakti gelmişti yeteri kadar fotoğraf çektik yolda kıyıda köşede saklanmış sokak sanatçılarını dinledik arada hoş gördüğümüz pizzacılara dalıp bir dilim pizzamızı alıp sokakta yürürken atıştırdık. Çok yer gezdik dedik “via Cavour” aracılığıyla hostelimize döndük arada bir sürü ufak tefek yerler de gezdik kapısına gidip pahalı geldi diye bazı müzelerden nasibimizi alamadık ama iyiki de alamamışız vakit yokmuş gezmeye. Bir marketten ertesi gün kahvaltı alışverişimizi yapıp bir iki saat dinlenip ailelere rapor sunma için döndüğümüz hostel ilaç gibi geldi. Yürümekle yollar aşınmıyormuş ancak bacaklarda derman kalmaması nasıl bir duygudur hissediyordunuz. Ama gece için plan belliydi. Her zamanki mekanımız “Fontana di Trevi”…

İlaç Niyetine Tatil Rehberi


Charleroi Airport
Yurtdışına çıktım çıkalı bir gezme merakı bir görme merakı insanı sarıyor. Hele ki ilk seferiyse insanın. Tabiki ilk adresim Belçika idi. Sonra Cenevre’ye uğradık büyük aşkımız olan arabaları görmek için. Ve büyük Avrupa turu diye başladığımız bir serüven yarattık kendimize küçük çocuklar gibi. Başta her ülkeyi gezmek istedik ama buna ne babadan burslu bir öğrencinin gücü ne de zamanı yetmekte olduğunu anlamak çok geç olmadı. En sonunda rotayı belirledik ve başladık. Roma-Milano-Budapeşte-Bratislava-Viyana-Prag…  En zor iş rotayı belirlemek oldu. Çünkü öğrenciler için ucuz bir hava yolu, ucuz kalacak yer, ucuz yiyecek, ne varsa ucuzu olmalıydı. Tabi bazı ayrıntıları göz ardı edemedik, temizlik gibi. Yanınızda bir bayan varsa bu konuda çok hassas olmalısınız yoksa tatilinizi dırdırıyla mahvedebilir. Ufak bir uyarı. Daha önce hiç bu işlere bulaşmamışlar için bir rehber niteliği taşımasını istediğim bu yazım da bazı şirket isimleri vermekten çekinmeyeceğim sonuçta reklam değil tavsiye olacak. Öncelikle Skyscanner.com adresini belleğinize kazıyın. Nerden nereye uçuş var ve fiyatlar hakkında genel bir bilgiye sahip olmanız için çok önemli. İkincisi Ryanair-Wizzair-Easyjet üçlüsü. Bunlar low-cost yani düşük maliyetli uçuş firmaları olarak tanınmakta Türkiye’ de İzmir-İstanbul arası için ödeyeceğiniz parayla bu şirketlerde 2 ülke gezebilirsiniz. 
Milano
Tatil zamanı da çok önemli tabiki, bizlerde Easter Break yani Paskalya bayramı olmadığı için Avrupa’da gezmek için değerlendirebileceğiniz çok tatlı bir zaman. Genellikle Mart’ın son haftası ve Nisan’ın ilk haftası aralığında gerçekleşen bu tatil gezmek ve güzel baharı başka ülkelerde tatmak için muhteşem bir zaman. Kalacak yer bakacaksanız hostels.com ve hostelworld.com incelenmelidir.
Bratislava
Bizim kültürümüze biraz ters kaçsa da yatacak yer için Avrupa’da daha mantıklı bir seçim yok. Hem ucuz hem güvenli ve en önemlisi kayıtlı aileleriniz nerde kaldığınızı bilebilir. Hostel nedir diye soracak olursanız ülkelerdeki işletmecilerin mantalitesine göre değişiyor. Kimileri 8-10 kişilik koğuş tarzı odalar sunma konusunda ısrarcı iken kimileri 3-4 kişilik küçük ve banyo tuvaleti bazen içinde bazen de ortak kullanımda olan yatakhaneler sunmaktalar. 3-4 kişilik ensuite odalar bizim gibi küçük gruplar için ideal. Ancak kişi başına 2-3 Euro fazladan ödemek gerekiyor. Fiyatlar hakkında genel bir bilgi vermek çok zor ancak İtalya’da 18-30 Euro, Macaristan’da 15-25 Euro, Slovakya’da 12-20 Euro, Çek Cumhuriyeti’nde 18-30 Euro gibi aralıklarda seçiminize göre oda bulmanız hiç de zor değil. Madem para konusu açıldı. Uçak biletlerini ne kadar çabuk alırsanız o kadar ucuz alırsınız. Tabiki Önce rotayı belirleyin ki nasılsa döneriz mantığıyla son anda tüm tatile verdiğiniz para kadar dönüş biletine para harcamayın. 
Milan Central Station
Uçak ve kalacak yerlerden bahsettikten sonra birde otobüs ve trenden konuşmak gerekir. Türk milletinin otobüse ne kadar bağımlı olduğunu burada anladım. Bir de yollarımızın ne kadar güzel olduğunu… Avrupa deyip geçmemek lazım çünkü bazı ülkelerde asfalt yok, özellikle Slovakya, Çek Cumhuriyeti gibi ülkeler beton yol kullanmak konusunda ısrarcılar bu da yolları çekilmez hale getiriyor. Tren en rahat ve uygun fiyatlı ulaşım araçlarından birisi. İleride yaptığım ülke ve şehir gözlemlerimizden bahsedeceğim. Sorularınız için çekinmeyin unutmayın ki aptalca soru yoktur sadece aptalca cevaplanmış soru vardır. 


18 Mart 2013 Pazartesi

DUR YOLCU ! / STOP WAYFARER !



















18 MART ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNİ ANMA GÜNÜ
18 March GALLIPOLI Memorial Day
18 mars Çanakkale Jour du Souvenir
18. März Çanakkale Memorial Day
18 de marzo Çanakkale Día de los Caídos
18η Μαρτίου  Gallipoli Ημέρα μνήμης
三月一十八日陣亡將士紀念日
18.března Çanakkale Memorial Day
18 maart Çanakkale Memorial Day
18 marzo Çanakkale Memorial Day
Març 18 Çanakkale Dia dels Caiguts
Március 18 Çanakkale Memorial Day
18 de março Çanakkale Memorial Day
18 martie Çanakkale Memorial Day
18 марта Çanakkale день памяти
Dur yolcu!
Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın,
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver bu sessiz yığın
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

Stop wayfarer! Unbeknownst to you this ground 
You come and tread on, is where an epoch lies; 
Bend down and lend your ear, for this silent mound 
Is the place where the heart of a nation sighs. 

2 Mart 2013 Cumartesi

Venice in the North: BRUGES


I have not understood when the tourist guide said this city is the “Venice in the North”, until I saw the city plan. And all the things in my mind set up. City was hugging the rivers and the branch of its.  The towers of the city are standing like a guardian for whole these years, like protecting the city from all these actual darkness. Before coming this city, Bruges, watch the film “in Bruges” was made in 2008 but it will be a guide for you to decide what you want to see.  If you are an architect or a civil engineer you should see this city. You will find your inspiration angels in there. But also you don’t need to be an architect or something like this, for sure you will be as happy as them to see this city and surely you are going to find a different story or a different taste of city for every corner of its streets. 
Learning how richest people help the poor people, and how Napoleon ordered to people and of course to hear the ringing of bells, come and visit this city. Towers of Sint-Salvator Cathedral, City Hall Building and the different figures that symbolize the people who came the city in middle age, Basilica of the Holy Blood are the places that worth to see it. Besides these things, city hosts the “First Hospital in Europe”. Briefly, for seeing living and tasting some history you should visit. Oh I said tasting…  I almost forgot about the delicious beers that you can find amazing kind of beer over there. I didn’t have enough time to drink some beers but I heard the fame of them.  I am sure that you want to take a snapshot with swans where are located at the entrance of the city. They are standing like a best photo model on the world... As you know I am Turk and like all the Turks we like to taste all pleasures. If you have a tour with a coach you will feel better. The fresh air comes like a medicine… Go to the Bruges, have the best fun…



28 Şubat 2013 Perşembe

Just One Word, PARIS

Every story needs an entrance sentence but this one not. I said just word but also don’t believe me there is no enough word to describe this city which called as “Paris”. I don’t know how to start but we just took the bus from Kortrijk, Belgium at 7.30 am and the journey started. I didn’t remember the time when we arrived Paris but first I saw the “Stade de France”. It was amazing and standing over there with all its glory. Then “Charles de Gaulle” and “Avenue des Champs-Élysées”. They were all fascinating but when bus stopped and we get out of bus we felt the freezing weather and the wind inside of our lungs. It was 25th of February and if you are planning to go Paris at this time too, I offer you to think about one more time. My luck, I had a great team and well planned a city tour. First of all “Eiffel Tower”. 
It was really hard to wait on line all this time but it was worth it. If you are under 24 years old, using both two elevator to the top only 12, 5 euro. The first elevator only goes to the second floor. At the first floor there were a restaurant and a café but I didn’t get inside of these palaces because I had a limited time so passed to the second floor. It was so windy and cold but you can see the whole city and the “La Seine”. The river was like a snake and it curled up all over the city, Paris. And we took the second elevator to the top. It was amazing experience to see the all construction and the city from inside and if you have two friends who have acrophobia it will be so funny for you too.  And after all these sentences we were at the top of Eiffel. You can watch the city and search for your flag on the top of Eiffel for comparing the tallest building that located in your motherland with Eiffel.  And of course, there is a descent of each sortie. 
After Eiffel we went to “Arc de triomphe de l'Étoile”. It looks so small on the photos but it was really huge and for sure we passed to one of the famous avenues on the world “Avenue des Champs-Élysées”. If you are a fashion addict don’t go this avenue. You can leave this place without 50 cent. Ferraris, Porches, Mustangs, Audis whatever you want, all brand new cars, all brand of fashion, Luis Vuitton,  Massimo Dutti, Channel, D&G… This was like a dream. We walked whole way to till the “le Musée du Louvre”.
We also didn’t get inside the museum but like all other people we tried to take a photo while touching the top of the famous pyramid of Louvre. First it was torture to take a one photo but at the end we all did it :) We preferred to walk on the streets of Paris because we want to feel the soul of the city and we felt it was cold because of weather. You can also use metro system to reach all these places. 
And we walked to “Cathédrale Notre Dame de Paris” and the time passed so slowly. If you have fun like us, you can’t understand how the time flies away. My luck again, there was a ritual in Notre Dame. This was my first time to see a ritual in a cathedral or a church. We get out of the Notre Dame it was the evening and we started to see all lighting on buildings and the Paris started to being more sensational. 
We had  three hours left for the returning and we took a metro for the last part of our journey “Basilique du Sacré-Cœur”. Very nice basilica to see. Also the paintings inside of it on the ceiling and the walls were amazing. Every square centimeter of them made with full attention. When you see them you will understand the meaning of these sentences. And sadly we took the train to the station Concorde to reach our bus. The trip was really funny, emotional, and of course fascinating. I wish everyone should see this city, Paris. And the last advice if you have enough time, just stop at the “Laduree” on  Avenue des Champs-Élysées and taste all kind of sweet  things inside of this shop. I hope you enjoyed my writing. 

If you are a fan of the sport cars  just like me I advice you to watch this video and have fun with noise of "Ferrari"s :) 

And if you are an emotional person and like to listen local singers and want to see a interesting dance I advice to watch this video. Have fun :)